50 seneden daha uzun bir süredir çok önemli devlet ve özel projelerine imza atan Richard Miere ile iki sene gibi süren görüşmeler sonucu bu röportajı gerçekleştirebildim. Richard Miere için Amerıka'nın Zaha Hadid'i denmekte.

Projeleri arasında Los Angeles'te The Getty Center, Long Island ve Phoenix'te mahkeme binaları, Roma'da Jubilee Kilisesi ve New York'un ikonları arasında olan Charles Street ve Perry Street Kuleleri var. Canal+, Siemens, KNP, Daimler Benz, Olivetti, Renault ve SwissAir gibi tanınmış şirketlere Amerika ve Avrupa'da, Almanya, Fransa, İsviçre ve Hollanda dahil birçok şehirde ofis ve is merkezleri sayılabilir. Ayrıca Barselona Çağdaş Sanat Müzesi, ve yakın bir tarihte Almanya'da Burda ve Arp Müzeleri dahil yaklaşık 20 adet müze Richard Miere tarafından hayata geçirilmiş.

Richard Miere için Amerika'nın Zaha Hadidi'i denmekte. Rahmi Koç'a ait Miami Four Season Rezidans'ın da mimarı. Rahmi Koç Miami’nin en eski sörf kulübünü bir yatırımcı grupla birlikte almıştı. Rezidans bölümündeki konutlarının yüzde 70’nini ise şimdiden satıldığı söylenmekte.

 


Kendinizden bahsedebilir misiniz? Eğitiminizi nerede aldınız ve mimarlığa nasıl başladınız?

 

Cornell Universitesinde mimarlık okudum ve akabinde Davis Brody, Skidmore, Owings & Merrill and Marcel Breuer mimarlık bürosunda çalışmaya başladım. Bir sene çalıştıktan sonra New Yorkta oturduğum stüdyo dairede kendi işlerime başladım,  1965 senesinde kariyerimin çıkış noktası olan Connecticut'ta Smith House tasarımı ve inşaatı projesini üstlendim. Bu projede boş alanın kullanımı hakkında kafamda fikirler oluşturdum ve bitiminde proje epey bir ses getirdi. Bu sayede başka işler aldım. 1979 senesinde Frankfurttaki Sanat Müzesi isini kazandık ve bu sayede Avrupa ve Amerika'da islerimiz çoğaldı ve isim yaptık.

 


BARSELONA CAĞDAŞ SANAT MÜZESİ, VE YAKIN BİR TARİHTE ALMANYA'DA BURDA VE ARP MÜZELERİ DAHİL YAKLAŞIK 20 ADET MÜZE TASARLADIK

 

1957 senesinde Cornell Üniversitesinden mezun olduktan sonra meslek hayatınıza sadece evlerin mimarisi ile başladınız ve daha sonra site, müze, okul, iş merkezi ve belediye binaları gibi farklı işler ile kariyerinizi sürdürdünüz. Bu süreçte temel taşlarınız nelerdir?

 

 

50 seneden daha uzun bir süredir çok önemli devlet ve özel projelere imza attık. Müşterilerimizi görsel ve sanatsal anlamda tatmin etmenin ötesinde kullandığımız kompleks programlar, tasarladığımız iç alanlarının işlevselliği ve islerimizin makul surelerde teslim edilişi, gelecek jenerasyonlar için sürdürülebilir projelerimiz bizim temel taşlarımızdır.

 

 

Projelerimiz arasında Los Angeles'te The Getty Center, Long Island ve Phoenix'te mahkeme binaları, Roma'da Jubilee Kilisesi ve New York'un ikonları arasında olan Charles Street ve Perry Street Kuleleri var. Canal+, Siemens, KNP, Daimler Benz, Olivetti, Renault ve SwissAir gibi tanınmış şirketlere Amerika ve Avrupa'da, Almanya, Fransa, İsviçre ve Hollanda dahil birçok şehirde ofis ve is merkezleri tasarladık. Ayrıca Barselona Çağdaş Sanat Müzesi, ve yakın bir tarihte Almanya'da Burda ve Arp Müzeleri dahil yaklaşık 20 adet müze tasarladık.

 

 

1984 senesinde Pritzker Mimarlık Ödülüne layık görülen en genç mimar oldunuz. Bize neler hissettiğinizi anlatır misiniz?

 

Kariyerime nasıl bir etkisi olacağını hiç tahmin etmemekle beraber ödülü almaktan çok büyük bir gurur duydum.

 

 

 

AlvarAalto, Louis Khan, Mies van der Rohe, Frank Lloyd Wright, Luis Barragan gibi isimler, Rus ve İtalyan mimarisi bana ilham verdi ancak kanımca bunların arasında beni en çok etkileyen Le Corbusier idi.

 

Kariyerinizi etkileyen önemli olaylar nelerdir?

 

1963 senesinde Arthur Drexler New York Modern Sanatlar Müzesinde "Le Corbusier: Avrupa ve Hindistan'da inşaat" konulu küçük bir sergi açtı. O zaman New York'ta yeni hayata atılmış genç bir mimar olarak bu sergi beni çok etkilemişti. AlvarAalto, Louis Khan, Mies van der Rohe, Frank Lloyd Wright, Luis Barragan gibi isimler, Rus ve İtalyan mimarisi bana ilham verdi ancak kanımca bunların arasında beni en çok etkileyen Le Corbusier idi.

 

 

 

En fazla hangi tur tasarımlardan zevk alıyorsunuz ve neden?

 

Seçme şansım olsaydı daha fazla müze tasarlardım. Her bir müze koleksiyonları, konsepti ve sanat ile mimarisi arasındaki ilişki açısından farklı. Bu sayede çok şey öğreniyoruz ve sonuçta her müzenin kendine has bir karakteri ve kimliği oluşuyor. Ayrıca müzelerin toplumsal açıdan yararlı, sadece sanatın seyredilmekle kalınmayıp sosyal anlamda fayda getirdiği mekanlar oluşu beni mutlu ediyor.

 

 

 

Projelerinizi tasarlarken yaklaşımınız nasıl oluyor?

 

Tasarımlarımda gün ışığı ve insani değerler, alan ve içerik gibi bazı unsurlara çok dikkat ederim. Amacımız güçlü bir mekan yaratmaktır, o nedenle projenin konumunda, boyutunda ve yerinde bize ilham verecek detayları ararız. Tasarımlarımızın temelinde gün ışığından faydalanmak yatar. Binanın orantısı ve geometrisi, kişilerin bina içinde nasıl hareket ettiği ve alanlarda neler hissettiği de çok önemli unsurlardır.

 

 

 

İlk tasarımınız ne idi?

 

Fire Adasında Lambert House. Sanatçı, Saul Lambert'in $10.000 bütçesi vardı, Michigan'a gittim ve odundan kulübe yapan birini buldum, modern bir ev için ahşap kullanarak dokuz gün içinde evin temelini oluşturdum.

 

 

 

En beğendiğiniz projeniz hangisidir?

 

Her zaman bir sonraki projem en iyi projem olacak derim fakat önemi, konumu ve içeriği açısından Getty Müze'sinin yeri farklıdır.

 

 

 

Halen farklı ülkelerde inşaatı ve tasarımı devam eden projelerimiz var. Son olarak Kaliforniya Beverly Hills'de Gagosian Galerisinin büyütülmesi, Çek Cumhuriyeti Prag'da City Green Court, Çin,de OCT Shenzhen Clubhouse, Almanya'da Hamburg'da Coffee Plaza ve İtalya'da Jesolo'da Jesolo Lido binası bitmemiş projelerimizden en önemlileri.

 

New Jersey'de Newark Teachers Village [Öğretmenler Koyu} 1ci etap, Güney Kore Gangneung'da Seamarq Oteli, Brazilya Rio de Janeiro'da Leblon Is Merkezi ve New Jersey, Jersey City,de Richard Meier Model Müzesi de en son tamamladığımız işler arasında. Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Asya'da, Israil'de Tel Aviv'de Rothschild tower halen devam ettiğimiz projeler. En son olarak New York'ta farklı kullanımlara elverişli iki projemiz ve Çek Cumhuriyetinde Pragda bir site projemiz var.

 

 

 

Neden tasarımlarınızda beyaz rengi tercih ediyorsunuz? Beyaz düzeylerin zamanla bozulduğu sizi rahatsız etmiyor mu?

 

Mimaride beyaz rengin ışığı ve içe yansıtması önemlidir, ışığın kontrolü ve kullanımını düşünmek gerekir. Bence beyaz tüm renkleri içerir. Ofisimden dışarı baktığımda gökyüzündeki parlaklık ve mavinin kıvamı ve yoğunluğu ofisimin rengi beyaz olduğundan daha belirgin. Doğanın tüm renkleri  çevremizde beyaz sayesinde daha güzel yansır ve belirgin olur.

 

 

 

Roma'da Jubilee Kilisesinin tasarımında ilham kaynağınız nedir?

 

Le Corbusier bize isigi ve alanın kullanımını öğretti. Mimarların işi budur; alan yaratırız, sizin içinde dolaştığınız alanları, yasadığınız alanları, deneyimlediğiniz alanları yaratırız ve Le Corbusier sayesinde insan yapımı mimari ile çevremizde var olan doğa ilişkisinin uyumunu deneyimliyoruz; onun yaklaşımı ve ifadesi dünyada birçok mimari etkiledi.

 

Alanların anlamı ve etkileyişinde ışık çok önemlidir. Kutsal olarak tanımladığımız tüm şeyler beyaz renk ile anlam kazanır. Işığın oyunu dalgaların oyunu devamlı bir git gel yaratır, bir ileri bir geri, herhangi bir amaca odaklanmamış bir hareket; özgür, hem insan boyutunda hem de doğada ışık özgürlüğü ifade eder.

 

 

Yaptığınız işler hem bugün hem de bundan 20' hatta 50 sene ilerisi için de çok önemli. Tasarımlarınızı yaparken geleceği düşünür müsünüz?

 

Bir bina yaparken kendimi bir sanatçıdan daha ziyade uzman bir inşaatçı olarak düşünüyorum çünkü mimarlık sanatı nihai olarak bunu gerektiriyor. Geçmiş ve gelecek arasındaki bağı, kültürleri anlayarak bir düzen kurmaya çalışıyorum. Bence stil yaratırken temelde bu hususa uyulur; geçmişi dahil etmek veya etmemek; kişisel arzuların ve aklın tasarımlardaki hakimiyeti de budur. Benim kişisel tarzımın temelinde kültür ve gelenekler vardır fakat tecrübelerimin de önemli bir rolü bulunur; baz olarak mekânı, şekilleri, ışığı yaratmaya çalışırım. Amacım illüzyon yaratmak değil var olmaktır. Zaten mimarinin kalbi ve ruhu buna dayanır.

 

 

 

 

Sizin çalışmaya başladığınız 50 sene öncesine göre dünya günümüzde çok farklı bir yer oldu. Gençlere verebileceğiniz ne nasihatler var?

 

Mimar olmak benim her zamanki hayalimdi. 14 yaşımda bana büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorduklarında mimar derdim. 50 sene sonra hala mimar olmanın anlamını öğreniyorum. Bunca insanla beraber çalışmak büyük bir haz veriyor. Mimar olmak demek muhteşem bir takımın bir parçası olmak demektir. Seneler geçtikçe bir mimar olarak isimin ne kadar ilerlediğini görüyorum. Her projeye baktığımda simdi nedir ve ilerde ne olacak diye sorgularken fonksiyonel konuların ötesinde düşünürüm. Projeyi insanlara, topluma faydalı olacak şekilde geliştirebilmek önemlidir.

 

 

 

 Amerikan mimarisinin temelinde açıklık ve şeffaflık vardır

 

 

 

Avrupa ve Amerika mimarisi arasında fark Var mıdır?

 

Konum, gelenekler ve inşaat kalitesi arasında farklılıklar mevcuttur. Amerikan mimarisinin temelinde açıklık ve şeffaflık vardır, kanımca tüm tasarımcılar bu unsurlara önem vermeliler.

 

 

Günümüzün mimarisinde problemler nedir?

 

İnşaat teknolojisindeki değişiklikler, sürdürebilinirlik ve farklı geleneklerin ve kişilerin iş birliği mimarlığı tanımlar. 21.ci asırda yaratıcılık kişisel boyutta değildir. Günümüzün her geçen gün daha yaratıcı olan teknolojik programlarına, mesleki acıdan çok ileri müşterilere ve ileri düzeydeki inşaatlara uyum daha kompleks bir hale gelmiştir. En iyi inşaatlar müşterilerin, mühendislerin, danışmanların ve mimarların birlikte takım halinde oluşturduğu islerdir. Çevreye uyum, sürdürebilirlik bu asrın en belirli gereksinimleridir. Mimarlar ve tasarımcılar binaların çevreye verdikleri etkilerin ve küresel enerji kaynaklarının kullanımının farkındadır yaptığımız işlerin çoğu çevresel anlamda bilinçli projelerdir. Cornell Üniversitesi için yaptığımız Weill salonu LEED Gold sertifikası ve San Jose Salonu LEED Platinum sertifikasına sahiptir. En son Hamburgda tamamladığımız ofis projesi Alman hükûmetinin sıkı enerji kurallarının ve sınırlarının çok daha ilerisinde bir proje olup güneş enerjisi ve ısı teknolojileri en üst düzeyde kullanmıştır. Bergamo'da yaptığımız italcementi laboratuvar binası Avrupa'da ilk defa LEED Platinum sertifikası alan binadır.   

 

 

 

Dünya'da en beğendiğiniz mimarlar kimlerdir?

 

Le Corbusier, Alvar Aalto, Louis Khan, Mies van der Rohe, Frank Lloyd Wright ve Luis Barragan.

 

 

Dünya'da ortaya çıkan önemli mimari trendler nelerdir?

 

Günümüzde mimarlık mesleği çok önemli bir yer edinmiştir. Muazzam boyutta inovasyon ve yaratıcılık gözlemliyorum. İletişimin hızı sayesinde dünyadaki mimarların farkındalığı artmaktadır. Projenin bulunduğu yere göre en anlamlı ve uygun tasarımın seçim arayışı ve mimari fikirlerin en kolay ve sade bir şekilde ifadesi önem taşımaktadır. Sanal mimari sayesinde "garip' olarak tanımlayabileceğimiz tasarımların temelinde gerekli ve anlamlı fikirler yatmaktadır. Ancak her şeyin bilgisayarda çizimi her ne kadar işleri daha hızlandırsa ve mükemmel yapsa bile, okuldan yeni mezunlarda bir eksiklik gözlemliyorum. Bazı çizimleri ölçmeden göz kararı ile de yapmanız gerekir fakat yeni eğitim teknolojileri bunu mümkün kılmamaktadır.

 

 

Sizi heyecanlandıran gelecekteki projeleriniz nelerdir?

 

Halen bir çok farklı ülkede devam eden projelerimiz var, Avrupa'da Italcementi Genel Merkezini, Prag'da yeşil şehir projesi, Luksemburg, İtalya ve Türkiye'de yaşam alanları projelerimiz devam etmektedir. Cin'de  bu sene sonunda bir kaç site ve kulüp projemiz tamamlanacaktır. İsrail'de tel Aviv'de site, Tokyo'da iki büyük apartman projesi yapıyoruz. 2009 senesinden beri Güney Amerika'da isler almaya başladık; Meksika'da ve Brezilya'da otel ve ticaret merkezi, AVM projelerimiz var. En son UCLA'de Göz merkezi ve Singapur'da belediye projeleri üstlendik.

 

 

Bugüne kadar hangi ödüllere layık görüldünüz?

 

1984 senesinde Mimari dalda Pritzker ödülünü kazandım, bu mimarlıktaki en büyük ödüldür. 1997 senesinde AIA Altin Madalyasına Amerika Mimarlar Derneği tarafından layık görüldüm, aynı sene Japon hükümeti bana Praemium Imperiale sanat ödülünü verdi, İngiliz Kraliyet Mimarlar Enstitusu ve Amerikan mimarlar derneği kurulundayım, ayrıca 50 adet ulusal ve uluslararası tasarım ödülüm bulunmaktadır.  1989 senesinde ingiliz  Kraliyet Altın madalyasına ve 1992 senesinde Fransız hükümetinin ulusal sanat ve edebiyat nisanına layık oldum. 1995 senesinde Amerika sanat ve bilim akademisi ödülüne, 2011 de AIANY New York belediye ödülüne, Sidney Strauss ödülüne ve Newyork Mimarlar derneği ödülüne layık görüldüm.  

 

 

Bodrum'daki projenizden bahseder misiniz?

 

Bodrum Yalıkavak ilçesinin hemen dışında, yalıkavak koyuna bakan 21 evden oluşan bir projemiz var. Her villanın arazisi sitenin topografisine uygun bir şekilde diğer siteleri görmeyecek şekilde konumlanmıştır. Her villa 330m2 kullanım alanı ve 40m2 misafirhaneye sahiptir. Villaların özel garajı, havuzu mevcuttur, havuzun yanında özel soyunma ve duş kabinleri bulunmaktadır.  

 

 

Boş zamanlarınızda ne yapmayı seversiniz?

 

Bach, Beethoven, Brahms ve Berlioz dinlerim, Manhattan'daki evimde veya East Hampton'daki yazlığımda kolaj çalışmalarımı yapıyorum.

 

En son nereye seyahat ettiniz?

 

Miami'de Four seasons otelinin ve Sörf kulübünün açılışına katıldım.