Türk Kalp Vakfı en önemli sağlık sorunlarımızdan kalp damar hastalıkları konusunda halkı bilinçlendirmek ve bilgilendirmek için etkinliklerine devam eden Türk Kalp Vakfı’nın ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı Semiramis Sekban ile 20 sene suren Türk Kalp Vakfı faaliyetlerini konuştuk. Semiramis Sekban; 2014 yılının Mayıs ayı 15.5.2014 yılında bir kolonoskopi neticesi olarak tam balkonumda 5 çayımı yudumlarken keyifli bir anında doktorundan gelen bir telefonla rektum kanseri olduğunu öğrendi. Hastalıkla nasıl mücadele etti, şuan ki hayata olan bakış açısı, düşünceleri ve yasadıklarını bizlerle paylaştı.

 

 

 

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

Malatya'nın Darende Kazasında Giritli bir yağız delikanlı ile bir Çerkez güzeli nazik yapılı bir genç kızın ilk kız evlatları olarak 1949 yılında Dünyaya gözlerimi açmışım.

Babamın memuriyeti dolayısıyla Türkiye'nin hemen hemen her yerini gördüm dersem yalan olmaz.

Çocuk yastan itibaren sürekli Türkiye’nin her yerini dolaşmak kendine son derece güvenen, mücadeleden hiç yılmayan, ama son derece sevgi dolu bir kişiliğe sahip olmamda çok etkili olmuştur. Yapım itibariyle hayatı çok seven, mutluluğu ille de lüx de ve parada aramayan bir kişiyim. Her zaman yapıcı ve pozitifimdir.

Gençlik yıllarımda Fransız Filolojisini bitirip Fransızca öğretmeni olmayı çok arzu ettim. Ama hiç beklemediğim bir şekilde kendimi bankacılık sektörünün içinde buldum. İstemeyerek girdiğim bu meslekte bir daha dünyaya gelirsem yine bankacı olmak isterim diyebilecek kadar severek çalıştım. Ta ki 1996 yılına kadar. Bunun dışında iki evlat dünyaya getirdim.

 

İlk Vakif çalışmalarınız nasıl başladı? Kaç yılıydı?

 

1996 yılında Emlak Bankası Nişantaşı Müdürlüğünden emekli oldum. Vakfın o dönem başkanı olan değerli dostum sevgili ağabeyim Çetin Yıldırımakın’ın teklifiyle Türk Kalp Vakfında çalışmaya başladım. Türk Kalp Vakfı kalp hastalıklarıyla savaş, koruyucu hekimlik, fakir ve tedavi olanaklarından yoksun kalp hastalarına yardım, kalp ve damar cerrahisinin geliştirilmesi gibi amaçlarla 1975 yılında İstanbul’da kurulmuş vakıftır. İlk sağlık merkezi Mecidiyeköy’de açılmıştır, 1Vakıf, 1986 yılında Sn. Ragıp Enbiyaoğlu ve Sn. Hacı Ali Akın’ın bağış ve inşa ederek donattıkları Şişli Merkez’ini kurmuştur. Kadrosunda Türkiye’nin en seçkin profesör, doçent, kardiyolog doktorları, beslenme ve kilo uzmanları, iyi yetişmiş yetenekli hemşire ve sağlık personeli ile her an hizmete hazır ve günde 100’ün üzerinde hastaya bakabilecek kapasitededir. Sağlık merkezinde kalp ve damar hastalıkları yanında genel sağlık kontrolleri de (Treadmill Egzersiz testi) Holter Monitör, Holter Tansiyon, Nükleer Tıp, (Talyum testi), seksiyonlarına ilaveten, Kilo Kontrol Merkezi, Çocuk Kardiyolojisi seksiyonu hizmet vermektedir.

Gezici sağlık ekipleri İstanbul’un çeşitli belediyeleri ve muhtarlıkları aracılığı ile halkımıza, Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği halinde ilköğretim okullarında, çocuklarımıza kalp ve damar muayene, teşhis, tedavi hizmeti vermektedir. Ayrıca Dünya Kalp Federasyonu tarafından kabul edilen Dünya Kalp Günü etkinlikleri getirilmiştir.

Vakıf, Avrupa Kalp Birliği (EHN)’nin saygın ve etkin bir üyesidir. Bu teşkilat içerisindeki çalışmalarla vakfın sesini daha iyi duyurmak imkanı sağlanmıştır. Kardiyoloji Derneği ile kalp hastalıklarının oluşumu, teşhisi, tedavisi ve önlenmesi amacı ile yapılacak ortak çalışmalara destek olmak amacı ile “Kardiyoloji Araştırma Fonu” kurulmuştur. Araştırmada başarı gösterenlere destek bursları ve ödüller verilmektedir. Türk Kalp Vakfı; 26 ülkeden 33 üyesi bulunan Avrupa Kalp Birliği, 2001 yılından beri de 100’ü aşkın ülkeden 200 üyesi bulunan Dünya Kalp Federasyonun resmi üyesi.

 

 

İlk kadın başkansınız. Bu zamana kadar neden hep erkek başkanlar tercih edildi?

 

Ülkemiz çağdaş bir ülke olmasına rağmen, malesef kadınlarımız üzülerek söylüyorum ki genelde ikinci sırada yer almak durumunda kalmıştır, her zaman. Ataerkil bir toplum yapısına sahip olmamızın da etkisiyle kadın hep erkeğin gerisinde kalmayı tercih etmiştir. Zira isteyen her kadın istediği görevi elde edebilecek donanıma sahip. Vakfımızda da bu durum sanıyorum toplumun yansıması olarak bu şekilde bu günlere geldi.

 

DKF VE UEFA 2014 YILINDA TÜM DÜNYADA ŞEHIRLI ÇOCUKLAR ADI ALTINDA BIR PROJE BAŞLATILDI. AMACIMIZ SAĞLIKLI NESILLER YETIŞTIRMEKTI.

 

Dünya Kalp Federasyonu ve UEFA ile Şehirli Çocuklar adı altında başlattığınız projenizden bahseder misiniz?

 

DKF ve UEFA 2014 yılında tüm dünyada şehirli çocuklar adı altında bir proje başlatıldı. Amacımız sağlıklı nesiller yetiştirmekti. Türkiye ayağında ise vakfımızın tercih edilmiş olması bizi ayrıca gururlandırmıştır. 2016 da başladığımız bu çalışmalar kapsamında 7-14 yas arasındaki çocuklarımızda fiziksel aktivitenin önemine değinilmiş. Yoğun aktiviteler düzenlenmiş, konu ile ilgili son değerlendirmeler 26 Nisan günü basın açıklaması ile tüm kamuoyu ile paylaşılmıştır.

 

Uluslararasi tenis turnuvaları düzenlediniz?

 

Vakfımız tenis turnuvaları tüm basın camiasının da çok iyi bildiği gibi Veteranlar Türkiye şampiyonu Nejat Müldür paşanın büyük destekleriyle başlamıştır, bugün uluslararası takvimde yer alan ve bu yıl 12.si gerçekleşecek tenis turnuvamızın basın toplantısı 20 NİSAN 2017 DE club sporiumda gerçekleşti. Kalp vakfı olarak sadece muayene, teshis ve tedavi alanında değil, hastalığı önleyici ve toplumu spor ağırlıklı aktivitelere özendirmek adına yaptığımız bu gibi çalışmaları çok önemsiyoruz. Tenis gibi vücudun tüm bölgelerini çalıştıran bir sporu bu anlayıştan ayrı düşünemezdik.

 

EN BÜYÜK PROJELERIMIZDEN BIR TANESI; GUNEYDOGU GAP IDARESI VE PHILIPS ILE BIRLIKTE GAZIANTEP HASAN KALYONCU ÜNIVERSITESINDE IMZALAMIŞ OLDUĞUMUZ BÖLGEDEKI 180.000 YAVRUMUZUN KALP TARAMASI

 

 

ZİRA BAŞKANLIK DÖNEMİMDE EN ÖNEM VERDİĞİM KONULARIN BAŞINDA HALK SAĞLIGI VE HALK BİLİNÇLENMESİ GELMEKTEYDİ.

 

Başkanlık döneminizde gerçekleştirdiğiniz başka önemli projeleriniz nelerdi?

 

Çok önem verdiğim projelerden bir tanesi kalkınma bakanımızla birlikte Güneydoğu GAP idaresi ve Philips ile birlikte Gaziantep Hasan Kalyoncu üniversitesinde imzalamış olduğumuz bölgedeki 180.000 yavrumuzun kalp taraması ve ailelerinin bilinçlendirilmesi çalışmasının başlatılması olmuştur.

 

Bunun dışında yine sağlık bakanlığımızın o dönemde tüm vakıf ve derneklere yasaklamış olduğu halk sağlığı taramaları konusunda ilgili bakanlıklarla yaptığım görüşmeler ve de dönemin sağlık bakanı sayın Müezzinoğlu ile görüşme sonrası bu konuda vakfımıza bir istisna tanınarak Edirne’de kapsamlı bir sağlık taraması yapabilmeyi başarmış olmamızdır. Zira başkanlık dönemimde en önem verdiğim konuların başında halk sağlığı ve halk bilinçlenmesi gelmekteydi.

 

Bunlar dışında gelenekselleşmiş aktivitelerimiz Kalp haftamız, turnuvalarımız, Dünya kalp günü etkinliklerimiz tüm hızıyla ve zengin içeriğiyle devam etmiş, her birine sanat, siyaset, spor ve iş dünyasından çok değerli isimler katılım göstermiştir.

 

Bu tarz köklü vakıfların bünyelerinde gençlerden oluşmuş bir alt ekip olsa çalışmalar, tecrübeler onlara önceden anlatılabilse, aktarılsa. Gençlerimizde sosyal sorumluluk projelerine erken müdahil olsalar? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Bu konuda vakfımız bünyesinde geçmiş yıllarda gençlik kolu denemelerimiz olmuş ve gençlerimizle işbirliklerimiz gerçekleşmiştir. Ancak gençlerimizin hayata yeni atılmış olmaları, geçim gayeleri, işlerinde göstermek zorunda kaldıkları performanslar gibi haklı nedenlerle zaman zaman aksamalar yaşanabilmiştir. Zaman herkes için çok değerli ve insanların öncelikleri çok farklı. Vakıf çalışmaları ciddi emek isteyen, bir hobi olarak görülemeyecek kadar önem taşıyan, karşılıksız fazla mesai gerektiren bir alan. Bu nedenle kapımız yine tüm gençlere açık olmakla beraber işin bu kısmının da altını çizmek gerekli.

 

Vakıf çalışmalarına gönüllü olmak isteyen gençlerimize  neler tavsiye edersiniz?

 

Sosyal hayatin içinde aktif olmayan gençlerimizin vakıf işlerinde faydalı olabilmeleri çok zor, zira gönüllülük esasına göre çalışıldığından iletişim gücü ve sosyal beceriler büyük önem taşımakta. Ayrıca empati yapabilen, takım çalışmasına yatkın, kendini öne çıkarmaktan ziyade vakfa hizmet etmeye gönüllü olmaları gerekmekte. Ben değil biz zihniyetini içine sindirmiş olmaları şart.

 

Özellikle Vakıflarda elimdeki belli güç gider düşüncesiyle yıllarca bir makamı

İşgal edenler çok oluyor öyle degil mi?

 

Evet malesef. Ancak ben her zaman şuna inanırım güç hiçbir zaman makamla ve koltukla doğru orantılı değildir. Gerçek güç kişinin sahip olduğu kimlik ve kişilikte gizlidir.

Onlara koltuk ve makam fetişlerinden arınıp hayattaki yeni anlamları keşf çıkmalarını önerebilirim.

 

Şuan baskanlıktan çekildiniz mi?

 

Üç sene gururla yaptığım başkanlık görevinden gerek sağlık sorunlarım gerekse yeni kanların her zaman yeni enerjiler ve yeni hizmetler getireceğine olan inancım nedeniyle başkanlık görevinden ayrıldım ancak vakfa hizmetlerim devam etmekte.

 

BALKONUMDA 5 ÇAYIMI YUDUMLADIĞIM KEYİFLİ BİR ANIMDA DOKTORUMDAN GELEN BİR TELEFONLA REKTUM KANSERI OLDUĞUMU ÖĞRENDİM.

 

Sağlık durumunuz nasıl?

 

Şuan iyiyim çok şükür. 2014 yılının Mayıs ayı 15.05.2014 daha önce yaptırdığım bir kolonoskopi neticesi olarak tam balkonumda 5 çayımı yudumladığım keyifli bir anımda doktorumdan gelen bir telefonla rektum kanseri olduğumu öğrendim.

Hemen acilen organize ettiğiniz seyahatinizi iptal edip ameliyata yatmanız gerekiyor dedi doktorum.

Oysa Semiramis hayatın güzel yanlarını hiç öteler mi? Hayır durun bakalım hele ben bir Çeşme tatilimi yapayım dedim ve

önce tatilimi tamamladım.

İnan'ın tatil boyunca hiç keyfimi bozmadım, zira Allahtan gelen bir ödevdi bana da başarmak gerekiyordu.

Olaya böyle bakınca başarması da kolay oldu. Çok Değerli Hoca /Sn.Dursun Buğra ve kendisini asiste eden operatör cerrah Sn Hakan Akıncı ile kolay bir şekilde hastalığın üstesinden geldik.

Yalnız bu arada çok Güvendiğim Fitoterapist Sn.Hocam Ümit Aktaş ile birlikte bu yolda yürüdük hala da kendisinin bağışıklık sistemini güçlendiren ve kansere karşı etkili bitkisel tedavilerime devam etmekteyim.

Çok faydasını gördüğüme inanıyorum,bu tedavinin de.

Ama en güzel tedavi,iyi düşünmek, sevmek, sevilmeyi beklemeden sevmek, tabiattan uzaklaşmamak, dört ayaklı dostlarımıza da evimizde yer vermek, bu hayatın bir sonunun olduğu idraki içerisinde yaşadığınız günün hakkını vermek ve basit yaşamak.

 

Şuan iyi olduğunuza sevindim.

 

Teşekkürler. Bu talihsiz hastalığı ailem, dostlarım ve yaşama sevincimle çok şükürler olsun ki atlatabildim. Bunu da Allahın bir sınavı olarak görüp imtihanımı başarıyla verdiğime inanarak hayatıma devam ediyorum.

 

Bu kötü tecrübe size neler öğretti?

 

Çok şey en başta sağığın en büyük servet olduğunu. Sağlık olmazsa inanın herşey boş.

Hayat çok kısa biz insanlar ise huzurumuzu nedense kendi kendimize kaçırıyoruz. Olmuycak şeyleri kafamiza takıyoruz. Gereksiz ispatlara, yarışlara giriyoruz.

Halbuki başkalarına kendimizi ispat için uğraşacağımıza sadece yaptığımız işin en iyi olabilmesi için hep birlikte destek ve yardımlarla kollektif uğraşlar içinde hareket etsek çok daha mutlu ve başarılı olacağız.

Hazreti Mevlana'nın bu konuda güzel bir sözü var.

Derki: 

Ben kendimi başkalarına beğendirmeye mecbur değilim

Bizi bilen bilir,

Bilmeyense kendi bilir.

Çok benimsediğim bir sözdür bu söz. Bu tecrübe benim çok daha pozitif bir insan olmamı sağladı. Eskiden takıldığım şeylere bakış açımı değiştirdi. Gerçi önceden de herşeye olumlu ve anlayışlı yaklaşırdım.  

 

Kandilli kız lisesinde yatılı okuduğum yıllarda çok fazla disiplin vardı.

Mezun olduktan yıllar sonra coğrafya öğretmenim benim o yıllardaki başarılarımı görünce bir gün bana bir soru sordu:

Dedi ki: Semiramis bir arkadaşınız bana dediki hocam bizi okul yıllarında o kadar sıktınız ki ve ezdiniz ki, biz cemiyet hayatında çok silik profiller olduk başarı kaydedemedik" 

Ben de çok üzüldüm, gerçekten de öğlemi oldu,sen ne dersin? diye sordu.

Şaşırdım bunu hangi arkadaş söyledi ise çok yanlış düşünmüş dedim.

"Hocam bizler küçücük yaşlarımızda sizin gibi çetin ceviz hocalardan o güzel notları alıp mezun olmuşuz yani sizlerle başa çıkabilmişiz,artık bizim cemiyet hayatında başa çıkamıyacağımız kişi kalmamış,sizlerle başa çıkabildiysek artık herkesle başa çıkabiliriz"dedim.

İşte hayata bakış açısı çok önemli, başaramadığımız hiçbirşey için başkalarını suçlamamak lazım, herşey kendi elimizde.

 

 

 

 

 

Şuan Vakıf görevinizi emin ellere teslim ettiğiniz için içinizde rahattır sanırım?

 

Kesinlikle. Zira mevcut başkan Sayın Kenan Güven yıllarca omuz omuza beraber çalıştığım ve çok güvendiğim bir dostum. Başkanlık dönemimde de kendisi başkan yardımcımdı.

 

OLAYI ÇALIŞMAMAK OLARAK GÖRMÜYORUM. HAYATIN YENI RENKLERINI KEŞFETMEK OLARAK BAKIYORUM HERŞEYE

 

Yoğun çalışma temposundan sonra çalışmamak size zor geliyor mu?

 

Olayı çalışmamak olarak görmüyorum. Hayatın yeni renklerini keşfetmek olarak bakıyorum herşeye. Evimle, mutfağımla. ailemle, doğayla, balkondaki kedilerim ve sevgili köpeğimiz Gina ile yepyeni bir yaşama yelken açtık. Şuan mutfak en büyük hobim. Ayrıca yoğunluğum nedeniyle zaman ayıramadığım okuma merakımı tekrar gidermeye başladım. Bundan dolayı da çok mutluyum. Diğer derneklere destek vermeye devam ediyorum. Bunun dışında tabiki hepimiz gibi İnternetten ve sosyal medyadan yeni şeyler öğrenmeye bayılıyorum.

 

Seyahat sever misiniz?

 

Kim sevmez ki

 

Nerelere seyahat edersiniz?

 

Uzun yolculuklara çıkmayı sevmiyorum benim için çok yorucu oluyor. Yazları yazlığımız Çınarcık’ta ve Altınoluk’ta geçirmek beni çok mutlu ediyor. Zaman zaman ailece Ceşme’ye inip güzel egenin tadını çıkarmak da vazgeçilmezlerimiz arasında.